MEDRESE ISLAHATI BAĞLAMINDA 1873 TARİHLİ ULEMA TEKLİFİNİN DEĞERLENDİRMESİ

Author :  

Year-Number: 2023-67
Yayımlanma Tarihi: 2023-12-05 11:48:07.0
Language : Türkçe
Konu : Yakınçağ Tarihi
Number of pages: 433-448
Mendeley EndNote Alıntı Yap

Abstract

İslam eğitim tarihinin hangi aşamalardan geçtiği, medreselerin oluşumu ve tedrisatının şekillenişine zemin hazırlayan faktörler çözümlenebildiği ölçüde anlaşılabilir olacaktır. Genelde İslam, özelde medrese eğitiminin temel amacı hukukçu (fakîh) yetiştirmektir. Müslümanlar için dünya ve ahiret hayatı ile alakalı her türlü problemde, müracaat edilecek bir otoritenin varlığı zaruriydi. Tüm zamanlarda, bu otoritenin yetişme yeri olarak ilim halkaları mevcudiyetini korumuştur. Otorite ilim adamlarının (müçtehit/fukaha) etrafında çevrelenen bu ilim halkaları, tartışmalara katılmak ve hüküm (fetva) vermek isteyen talebelerden oluşmaktaydı. Medreseler; başlangıçtan itibaren kendine has özelliklerini muhafaza ederek, İslam eğitiminin merkezleri olma özelliklerini korudular. Medreselerde din eğitimi, asıl gaye olarak görüldü. Edebiyat ve dil ile alakalı ilimler, tabiat ilimleri ve felsefi ilimler, din eğitimine olan katkıları oranında meşruiyet kazandılar. Medreselerin takip ettikleri müfredat, daha ziyade eğitim veren öğreticiye (müderris) göre şekillenmiştir. Osmanlılarda din eğitimi tarihi, aynı zamanda medreselerin de tarihidir. Osmanlı medreselerinin de birincil amacı -daha önceki medreselerde olduğu gibi- din eğitimi vermektir. Medrese tarihine dair yapılan araştırmalarda tespit edilen bulgular da bu yöndedir. İznik’te açılan ilk medreseye Davud-ı Kayseri’nin atandığı bilinmektedir. Osmanlı Devleti’nin sınırlarının genişlemesi ile medrese teşkilatının da genişlediği, Kanuni devrinde açılan Süleymaniye Medreseleri ile en üst kademenin şekillendiği görülmektedir. Medrese müfredatının çok büyük bir değişime uğramadan Meşrutiyet dönemlerine kadar devam ettiği bilinmektedir. Araştırmamızda, Tanzimat döneminde mektepler karşısında unutulmuşluğa terkedilen medreselerin ve ulemasının yapmak istedikleri bir düzenleme değerlendirilmiştir. Bu bağlamda, İstanbul ulemasının ileri gelenlerinden on beş alimin beraber sundukları teklif incelenmiştir. Şeyhülislamlığa bağlı Fetvâhane’de vazifeli ulemanın önderliğinde yapılmaya çalışılan düzenleme, amacı yönünden önemlidir. Kuruluş olarak özerk yapıda olan medreselere, merkezi bir müdahalenin önünü açmaktadır. Düzenlemeye gerekçe olarak talebelerin vakitlerinin ziyanına mahal verilmeksizin, en verimli şekilde ders işlenmesinin amaçlandığı belirtilmiştir. Her ne kadar vakit yönünden bir disiplin söz konusu edilmiş ise de yapılan düzenlemenin tam olarak kitap bitirme müddetleri ile sınırlı tutulduğu görülmektedir. Eğitim öğretim dönemine ait herhangi bir düzenlemeye gidilmemiştir. Medreselerdeki 6,5 aylık eğitim öğretim dönemi sebebiyle, yılın neredeyse yarısının eğitim öğretim faaliyetinin dışında kalması normal karşılanmış görülmektedir. Teklifin, sınıf geçme sistemini getirmediği ancak kitapların belli bir zaman diliminden önce bitirilmesini önlemeyi amaçladığı anlaşılmaktadır. Her sene için ön görülen okunacak kitap listeleri, Osmanlı ulemasının yetişme mantığını göz önüne sermektedir. En az on dört yıl olarak planlanan eğitim yolculuğunda, öğleden önce okunacak derslerde ağırlığı, gramer, mantık ve akâid ilimlerinin oluşturduğu görülmektedir. İkindi sonrası derslerinde ise usul-ı fıkıh ve belagat ilmine ağırlık verilmiştir. Tüm bu ilimleri okumanın asıl amacı olan kitap (tefsir) ve sünnet (hadis) ile alakalı ilimlerin ise talebenin inisiyatifine bırakıldığı anlaşılmaktadır. Akaid ve fıkıh ilmine verilen önemle, toplumun inanç ve amel noktasından belli bir düzlemde (istikâmet) tutulmaya çalışıldığı anlaşılmaktadır. Osmanlı ulemasının mevcudu muhafaza anlayışı müfredatta kendini göstermektedir. Kitap ve sünnetten hüküm çıkarmak ve içtihat gibi bir amacı olmayan ulema, tefsir ve hadis derslerini tavsiye seviyesinde tutmuştur. Bu iki dersin, talebenin ahlaki gelişimleri ve cemaate va’z edebilmeleri için öğrenmelerinin istendiği düşünülebilir. Kadılık kadrolarının hemen her yerleşim yerinde olduğu, müderrislik kadrolarının ise sadece medrese bulunan mahallerde bulunduğu düşünüldüğünde, fıkıh/hukuk ilmine verilen ağırlığın nedeni daha iyi anlaşılmaktadır. Ulemanın teklifi; medrese teşkilatında yeni bir düzenleme içermemektedir. Kitapların belli bir zaman diliminde okunması ve bunun etkin şekilde takip edilmesine yönelik teklifin, II. Meşrutiyet Dönemi medrese ıslahat çalışmalarına da etkisi olduğu anlaşılmaktadır.

Keywords

Abstract

The understanding of the stages that Islamic education has gone through in history, the formation of madrasas, and the factors that shaped their curriculum will be comprehensible to the extent that they can be analyzed. In general, and specifically in madrasa education, the fundamental goal is to train jurists (fakih). For Muslims, it was essential to have an authority to refer to in all matters related to both worldly and afterlife issues. Throughout all times, circles of knowledge have maintained their existence as the breeding ground for this authority. These circles of knowledge, surrounding scholars (mujtahids/fuqaha), consisted of students who wanted to engage in discussions and issue religious rulings (fatwas). Madrasas, from their inception, preserved their distinctive features and remained centers of Islamic education. Religious education was seen as their primary purpose. Literary and linguistic sciences, natural sciences, and philosophical sciences gained legitimacy in proportion to their contributions to religious education. The curriculum followed by madrasas was largely shaped by the instructor (mudarris). In the Ottoman era, the history of religious education is also the history of madrasas. The primary goal of Ottoman madrasas, like their predecessors, was to provide religious education. Findings from research on madrasa history confirm this. With the expansion of the Ottoman state's borders, the madrasa system also expanded, and it took shape at its highest level with the establishment of the Suleymaniye Madrasas during the reign of Suleiman the Magnificent. It is known that the madrasa curriculum continued without significant changes until the Constitutional period. In our research, we have evaluated the efforts of the madrasas and scholars that were neglected in the face of schools during the Tanzimat period. In this context, the proposal presented jointly by fifteen scholars from the leading ulema of Istanbul was examined. The regulation attempted at the Fetvahane under the leadership of the ulema assigned to the office of the Sheikh al-Islam is significant in terms of its purpose. It paves the way for central intervention in madrasas, which have autonomous structures. The regulation was stated to aim at ensuring the most efficient teaching without wasting students' time, although it mentioned discipline in terms of time. However, the regulation appears to be limited to the time allotted for completing books. No regulations were made for the educational period. Due to the 6.5-month duration of education in madrasas, it was considered normal that almost half of the year was outside the scope of educational activities. The proposal did not introduce a system for promotion to higher grades but aimed to prevent the completion of books before a certain period. The book lists planned for each year reveal the thinking of the Ottoman ulema about education. In the educational journey planned for a minimum of fourteen years, grammar, logic, and creed sciences dominated the morning lessons, while the afternoon lessons focused on the principles of jurisprudence and rhetoric. It is understood that the sciences related to interpretation (tafsir) and tradition (hadith), which are the main objectives of studying all these sciences, were left to the discretion of the students. The importance given to theology and jurisprudence suggests an attempt to keep society on a certain ethical and practical path (istikamet) in terms of belief and action. The ulema's emphasis on the preservation of tradition is evident in the curriculum. Scholars who had no purpose of deriving judgments from the book and tradition kept the tafsir and hadith lessons at the recommendation level. These two courses may have been required for the moral development of the students and their ability to preach to the community. Considering that the judiciary positions were present in almost every settlement, and the positions of mudarris were only in places with madrasas, the emphasis on jurisprudence and legal sciences becomes more understandable. The ulema's proposal did not introduce a new regulation into the madrasa system. The proposal, which aimed to ensure that books were read within a certain time frame and that this was effectively monitored, also had an impact on the madrasa reform efforts during the Second Constitutional Period.

Keywords


                                                                                                                                                                                                        
  • Article Statistics