ISSN:2149-0821

FEHÎM-İ KADÎM’İN GAZELLERİNDE TASAVVUFÎ BİR ALGI OLARAK “BİZ” KAVRAMI


Tasavvuf öğretisinde Allah, bilinmek ve sevilmek muradıyla varlığı yaratmıştır. Yaratılmışlar içerisinde onu hakkıyla bilecek ve sevecek tek varlık ise insandır. Hak onun fani bedenine kendi ruhundan üfleyerek onu ebediyen diri kılmıştır. Onun celal ve cemal sıfatlarını kendinde toplayan insan, ondan, aslî vatanından ayrı düşerek dünyaya indirilmiştir. İnsanın o andan sonraki çabası, ayrı düştüğü vatanına ve bütününe kavuşmak, yaratılış halkasını tamamlayarak insan-ı kâmil makamına ulaşmaktır. Allah, insanı yeryüzüne indirdikten sonra onu başıboş bırakmamış, onlara Peygamberler göndermiştir. Son Peygamber Hz. Muhammed’den sonra ise onlara rehber olacak, yolunu aydınlatacak Hak âşıkları göndermiş ve Hak, Peygamber varisi olan bu âşıkları, arifleri Peygamberlerin kalbine vahyettiği ilm-i ilahinin sırlarına vakıf kılmıştır. Dolayısıyla tasavvuf bâtın ilmidir ve şiirsel dilde izhar olması mümkün olmadığından birtakım semboller kullanılmış, akla halel getirecek benzetmeler yapılmıştır. Fehîm-i Kadîm de tasavvufun bâtıni boyutunu Sebk-i Hindî’nin girift yapısıyla sentezleyip şiirsel bir anlatım içinde gazellerinde işleyerek hem ariflerin/âşıkların özelliklerini hem de duyumsadıkları o tarifi imkânsız kesif duyguları aktarmaya çalışmıştır.


Keywords


Fehîm-i Kadîm, Sebk-i Hindî, âşık, insan-ı kâmil

Author: Gül Nihal KUL
Number of pages: 448-460
DOI: http://dx.doi.org/10.29228/SOBIDER.39829
Full text:
The Journal of Social Sciences
E-Mail Subscription

By subscribing to E-Newsletter, you can get the latest news to your e-mail.